
PARK CHAN-WOOK’TAN MODERN DÜNYANIN KARANLIK YÜZÜ
Yönetmen Park Chan-wook, sinemasında her zaman insan doğasının karanlık dehlizlerine, ahlaki kırılmalara ve toplumsal yapının gizli işleyişlerine bakmıştır. Son filmi No Other Choice ise bu bakışı bir adım ileri taşırken, modern kapitalizmin acımasız mantığını ve bireyin çaresizliğini kara mizahın keskin bir diline dönüştürüyor.
Ülkemizde “Başka Yolu Yok adıyla vizyona giren film, yıllarca sadakatle çalıştığı şirketten aniden kovulan Man-soo’nun hikâyesini izliyor. Başlangıçta sıradan bir adam olarak karşımıza çıkan Man-soo, ekonomik sistemin ve iş güvencesizliğinin acımasız yüzüyle karşılaşınca, normal yaşamdan kopar ve insan olmanın sınırlarını zorlayan bir yola sapar: rakiplerini ortadan kaldırmak. Bu süreç, hem bir kara komedi hem de psikolojik gerilim niteliği taşıyor.
Lee Byung-hun, Squid Game’den tanıdığımız karizmatik ama kırılgan performansıyla Man-soo’ya hem acı çeken hem de zaman zaman gülünç görünen bir boyut kazandırıyor. Onu tamamlayan Son Ye-jin, Park Hee-soon ve Cha Seung-won gibi isimler, karakterlerin içsel çatışmalarını ve sistem karşısındaki çaresizliklerini güçlendiriyor. Özellikle Son Ye-jin’in karakteri, film boyunca Man-soo’nun insanlığıyla yüzleştiği ayna işlevi görüyor.

Film, Donald Westlake’in The Ax romanından uyarlanmış; geçmişte Costa-Gavras tarafından da sinemaya taşınan bu metin, Park Chan-wook tarafından modern Kore iş dünyasının acımasızlığı ve yapay zekâ temalarıyla güncellenmiş. Yönetmen, şiddeti ve absürtlüğü hiçbir şekilde yumuşatmadan, izleyiciyi hem rahatsız eden hem de düşündüren bir deneyime dönüştürüyor.
Venedik Film Festivali ana yarışmasında dünya prömiyerini yapan film, Busan Film Festivali’nin açılış filmi olarak Güney Kore’nin sinemadaki gurur kaynağı olma yolunda. Film, sadece bir suç hikâyesi değil; aynı zamanda ekonomik eşitsizlik, erkeklik kırılganlığı, rekabet ve hayatta kalma içgüdüsü üzerine bir alegori. Bazı sahnelerde mizah, o kadar karanlık ki izleyici ister istemez gülüyor ama gülüşün altında sistem eleştirisinin acısı hissediliyor.
Yine de, Park Chan-wook’un sinematografik dili, kurgu ve ses tasarımı, filmi sinema salonunda deneyimlenmesi gereken bir eser hâline getiriyor. Özellikle Man-soo’nun çaresizlikten karanlığa sürüklenen yolculuğu, modern insanın sınırsız rekabet ve ekonomik baskılar karşısında ne denli kırılgan olduğunu gösteriyor.

MUBI, filmin gösterimini ve dağıtım haklarını üstleniyor. Şu anda vizyonda olan film, sinemada son yıllarda sıkça rastladığımız kapitalizmin bireyci mantığını, “sadece kendini düşün, bu uğurda yaptığın her şey mübah” anlayışını güçlü bir şekilde gözler önüne seriyor.
Sistemin yükünü bir fabrika işçisinin omuzlarına yıkarken, güçlü olup yakıp yıkıp yok edersen var olabileceğin miti, insanı yavaş yavaş insanlığından koparır.
Siz siz olun, bu hırsa kapılırken insan olduğunuzu ve vicdanınızı asla kaybetmeyi unutmayın.

