FRANKAFON FİLM FESTİVALİ TÜRKİYE'DE GENİŞLİYOR
Frankofon Film Festivali bu yıl daha fazla film, daha fazla şehir ve daha fazla ortakla sinemaseverlerle buluşuyor. Festival seçkisinde kadın yönetmenlerin ve kadın karakterlerin öne çıktığı yapımlar dikkat çekiyor.
Frankofon Film Festivali bu yıl yeni edisyonuyla Türkiye’de daha geniş bir programa ulaşıyor. Festival organizatörleri, daha fazla film, daha fazla şehir ve daha fazla ortak kurumla seyirci karşısına çıktıklarını belirtirken, seçkide özellikle kadın yönetmenlere ve kadın karakterlere vurgu yapıldığını açıkladı.
Fransız Kültür Merkezi tarafından Fransa, İsviçre, Belçika, Kanada ve Lüksemburg büyükelçiliklerinin ortaklığıyla düzenlenen festival, Frankofon ülkelerin sinemasını Türkiye’deki izleyicilerle buluşturmayı amaçlıyor. Festival kapsamında genç izleyicilere yönelik okul gösterimleri de gerçekleştirilecek.
Institut Français Görsel-İşitsel Bölgesel İşbirliği Ataşesi Florent Signifredi, festivalin bu yıl daha geniş bir programla sinemaseverlerle buluştuğunu belirtti. Festivalin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne yakın bir tarihte başlaması nedeniyle kadın temasına odaklandıklarını söyleyen Signifredi, seçkide kadın kahramanların öne çıktığı ve kadın yönetmenlerin imzasını taşıyan filmlere özellikle yer verdiklerini ifade etti.
Fransa Büyükelçiliği ve Fransız Kültür Merkezi Görsel-İşitsel Ataşesi Florent Signifredi, festivalin bu yıl özellikle genç izleyicilerle buluşmasına önem verdiklerini belirterek, “Sinema, Fransızca konuşulan ülkelerin değerlerini paylaşmaya olanak tanıyan bir buluşma alanı. Bu yıl seçkide cinsiyet eşitliğine özellikle dikkat ettik; filmlerin büyük bölümü kadın karakterler etrafında şekilleniyor” dedi.
Festival yetkilileri, kadınların sinemadaki görünürlüğünü artırmanın festivalin ana temalarından biri olduğunu vurgularken, seçkide güçlü kadın hikâyelerine yer verildiğini kaydetti. Seçkide yer alan filmlerin yaklaşık yüzde 45’inin kadın yönetmenler tarafından çekildiği belirtildi.
Festivalin açılışı ise Amélie Bonnin’in yönettiği Partir un jour filmiyle yapıldı. Cannes Film Festivali’nde de açılış filmi olarak gösterilen yapımın yönetmeni Bonnin, festival kapsamında gazetecilerin sorularını yanıtladı. İlk uzun metrajlı filmiyle izleyici karşısına çıkan Bonnin, filmin yurt dışında sınırlı sayıda tanıtım fırsatı bulduğunu belirterek, farklı ülkelerde seyirci tepkilerini görmenin kendisi için heyecan verici olduğunu söyledi.

Romantik müzikal komedi türündeki Partir un jourun çıkış noktasını anlatan Bonnin, yemek temasının kendisi için hem çok somut hem de çok duygusal bir alan sunduğunu ifade etti. Yemeğin insanları bir araya getirdiğini, aile, hafıza ve geçmişle güçlü bağlar kurduğunu vurgulayan Bonnin, bu nedenle mutfak ve yemek etrafında şekillenen hikâyelerin sinematografik olarak da çok güçlü imkânlar taşıdığını dile getirdi.
Filmde bir yandan gastronomi dünyasının parlak ve yıldızlı yüzü, diğer yandan daha sade ve mütevazı bir aile lokantası karşı karşıya geliyor. Bonnin, bu karşıtlık üzerinden kuşak farklarını, sınıfsal geçişleri ve köklerle kurulan ilişkiyi görünür kılmak istediğini anlattı. Karakterin kariyer yolculuğu ilerledikçe geçmişini geride bırakmasının mümkün olmadığını vurgulayan yönetmen, özgürleşmenin ancak geçmişle barışarak mümkün olabileceğini söyledi.
Bonnin, filmin merkezindeki önemli başlıklardan birinin de kadınların çocuk sahibi olup olmama konusundaki seçimi olduğunu belirtti. Bu meseleyi didaktik bir yerden ele almak istemediğini söyleyen yönetmen, karakterinin kendi yolunu seçme özgürlüğünü öne çıkarmayı amaçladığını ifade etti.
Müziğin filmdeki yerine ilişkin de konuşan Bonnin, “Bence müziğin çok büyük bir gücü var. Bize anıları hatırlatıyor. Sinema ile müziğin hikâyesi çok eski ve her zaman birlikte var oldu. Sadece müzik ve sözlerle duyguları yaratmanın mükemmel bir yolu” dedi. Dram ile müzikal ve mizahı bir arada kullanmasının bilinçli bir tercih olduğunu belirten Bonnin, sinemanın düşündürürken seyirciyi boğmaması gerektiğini söyledi.
Söyleşide kadın yönetmenlerin sinema sektöründeki yerine de değinen Bonnin, son yıllarda görünür bir ilerleme yaşandığını ancak yapısal eşitsizliklerin sürdüğünü ifade etti. Kadın yönetmenlerin ilk filmlerini çekme aşamasında daha görünür hale geldiğini, ancak kariyerlerini sürdürme ve sonraki filmler için finansman bulma konusunda hâlâ ciddi zorluklarla karşılaştıklarını söyledi.
Fransa’nın Oscar’ları olarak bilinen César Ödülleri’nde bu yıl kadın yönetmenlerin önemli başarılar elde ettiğini hatırlatan festival yetkilileri de, en iyi film ve en iyi ilk film gibi önemli kategorilerde kadın yönetmenlerin öne çıktığını belirtti. Bu gelişmenin, sinema sektöründe eşitliğin henüz tam anlamıyla sağlanmadığını gösterse de olumlu bir değişime işaret ettiği ifade edildi.
Festival programında ayrıca yönetmen Agnès Varda’nın restore edilen feminist filmi de Türkiye’de ilk kez izleyiciyle buluşacak. 1970’lerde geçen ve feminist mücadeleye odaklanan film, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Atlas Sinema Müzesi’nde gösterilecek. Film daha sonra Kadıköy Sinematek’te de seyirciyle buluşacak.
Frankofon sinemasının çeşitliliğini göstermek amacıyla hazırlanan seçkide Fransa’nın yanı sıra Kanada, İsviçre, Lüksemburg ve Fas gibi Frankofon ülkelerin ortak yapımı filmlere de yer verildi. Festival kapsamında kısa metraj filmler ve farklı sinema dillerini temsil eden yapımlar da izleyiciyle buluşacak.
Festivalin Türkiye’deki yayılımının da her yıl genişlediği belirtilirken, bu yıl yaklaşık 20 şehirde gösterimler yapılacağı açıklandı. Program bazı şehirlerde kısa seçkiler halinde sunulurken, bazı kentlerde iki aya yayılan uzun gösterim takvimleri planlandı. Festival İstanbul’da 29 Mart’a kadar, İzmir’de 5-15 Mart, Ankara’da ise 5-13 Mart tarihleri arasında devam edecek.
Festival kapsamında Bursa’da 27 Mart’ta başlayacak özel bir program düzenlenecek. Eskişehir’de ise iki aya yayılan bir programla haftada bir film gösterimi yapılacak.
Organizatörler, Frankofon Film Festivali’nin Türkiye’deki en yaygın sinema etkinliklerinden biri haline geldiğini belirterek, her yıl yeni şehirler ve yeni ortaklarla büyümeyi sürdürdüklerini ifade etti. Festival kapsamında gösterimlerin ardından yönetmenlerle söyleşiler ve çeşitli etkinlikler de düzenlenecek.


