YEDİNCİ KITA'YA SEYAHAT BAŞLIYOR

YEDİNCİ KITA'YA SEYAHAT BAŞLIYOR

Akademisyen ve yazar Nicolas Bourriaud’nun küratörlüğünde hazırlanan 16. İstanbul Bienali, bugün açılıyor.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, Koç Holding sponsorluğunda düzenlenen 16. İstanbul Bienali, "Yedinci Kıta" temasıyla günümüzün en önemli konusu olan ekolojiyi farklı açılardan işleyen eserlerle ziyaretçileri buluşturuyor. İnsanlığın sebep olduğu doğal veya kültürel atıklara, antropoloji ve arkeoloji penceresinden bakan güncel sanat çalışmalarına yer veren bienal, sanat ve ekoloji arasındaki ilişkiyi irdeliyor.

25 ülkeden 56 sanatçının 220’den fazla eserinin sergileneceği bienale, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, Pera Müzesi ve Büyükada ev sahipliği yapıyor.

10 Kasım’a kadar ücretsiz olarak gezebileceğiniz 16. İstanbul Bienali ile eşzamanlı başlayan etkinlikler İstanbul'da Sanat Dolu Bir Eylül rehberimizde.

16. İstanbul Bienali Basın Toplantısı
10 Eylül 2019 salı günü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Osman Hamdi Bey Salonu’nda gerçekleştirilen basın toplantısında İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç, İstanbul Bienali Direktörü Bige Örer ve küratör Nicolas Bourriaud birer konuşma yaptı.

İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı konuşmasında, “İstanbul Bienali, 1987 yılından bu yana, İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenleniyor. Dünyanın dört bir yanından güncel sanat akımlarını kentimize taşıyan, mekâna özgü üretimleri teşvik eden, kentin tarihi yapılarının sanatla yeniden keşfedilmesine fırsat yaratan İstanbul Bienali, bugün uluslararası arenada en önemli güncel sanat etkinlikleri arasında sayılıyor. İstanbul Bienali’nin yakaladığı başarı ve hem ulusal hem de uluslararası düzeyde gördüğü yoğun ilgi nedeniyle, gurur duyuyoruz. 10 Kasım’a dek ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek olan bienalin yüzbinlerce izleyiciye ulaşmasını bekliyoruz. Bienalin gündeme taşıdığı konuların böylesi geniş kitlelerce tartışılacak olması bize büyük heyecan ve mutluluk veriyor. Bienal küratörümüze, tüm sanatçılarımıza, serginin hazırlığını başarıyla tamamlayan ekiplere ve bienale destek veren tüm kurum ve kuruluşlara içten teşekkürlerimi sunuyorum,” yorumlarında bulundu.

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç ise “Koç Holding ve Vehbi Koç Vakfı olarak, yalnızca ülkemizin değil, dünyanın en önemli çağdaş sanat etkinliklerinden olan İstanbul Bienali’ni desteklemeye 2007 yılında başladık. Bu çok değerli organizasyona desteğimizi kuruluşumuzun 100’üncü yılı olan 2026 yılına kadar sürdürecek olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bienalin tüm ziyaretçiler için ücretsiz bir sergi haline getirilmesine ve bu sayede rekor sayıda sanatsevere kapılarını açabilmesine imkân tanıyan sponsorluğumuzla Türkiye’de sanatın gelişimine destek olmak bizleri ziyadesiyle gururlandırıyor. Hepimiz gayet iyi biliyoruz ki; toplum olarak daha iyi bir gelecek arzu ediyorsak, yaratıcılığa ve cesur adımlara, şimdi her zamankinden daha fazla ihtiyaç var! İstanbul Bienali’nin bu yılki teması; okyanuslarda yüzen devasa atık yığınına bilim çevrelerinin verdiği isim olan ‘Yedinci Kıta’. Pasifik Okyanusu’nun ortasında bulunan ve insan kaynaklı atıkların oluşturduğu bu plastik yığınının büyüklüğü 3 milyon kilometrekareden fazla. İnsanlığın kendi eliyle, tek yaşam kaynağı olan dünyaya verdiği büyük zararın geleceğimizi nasıl tehdit ettiğini anlatmak için herhalde sanattan daha etkili bir araç olamazdı. Gücünü kültürden ve evrensel değerlerden alan sanatçıların, bizleri bu konuda daha çok sorgulamaya ve yarınlarımıza yönelik cesur adımlar atmaya teşvik edeceklerine inanıyorum. Hepimizin ortak arzusu olan temiz dünya kendiliğinden var olamayacağına göre, her bireyin buna göre kendi sorumluluk alanını belirlemesi gerekir. Ancak bu gönüllülük duygusunu yaratabilmek için, her şeyden önce durumun vahametine yönelik farkındalığı artırmalıyız. İstanbul Bienali’nin tüm paydaşlar nezdinde bu amaca da hizmet etmesi en büyük temennimdir,” dedi.

İstanbul Bienali Direktörü Bige Örer “İklim krizinin tartışmasız bir gerçek olduğu, insanların yaşam biçimlerini, üretim ve tüketim sistemlerini temelden değiştirmek zorunda oldukları bir zamandayız. Tüm bu acil tartışmalar içinde sanatın farklı perspektifler sunması, alternatif gelecek hayalleri kurması kaçınılmaz. Nicolas Bourriaud’nun küratöryel, teorik ve akademik çalışmalarını yansıtan, disiplinlerin iç içe geçtiği bir çerçevede sanatçılar da üretimlerini yeni araştırma konularını kapsayacak şekilde gerçekleştirdiler. İstanbul Bienali olarak önceliklerimizden biri sanatçıların, bienalin kavramsal çerçevesinden yola çıkarak deneysel bir alanda çalışmaları, araştırma ve üretim süreçlerini İstanbul’da, bienal ekibiyle birlikte şekillendirmeleriydi. Bienale davet edilen 56 sanatçının 36’sının bu sergi için yeni eserler üretmesi bize gurur veriyor,” ifadelerini kullandı.

16. İstanbul Bienali Küratörü Nicolas Bourriaud “Yedinci Kıta, yağmur ormanlarının yandığı ve plastik moleküllerinin okyanusları doldurduğu, içine girdiğimiz yeni dünyanın adı,” diyerek başladığı konuşmasına, “Davet ettiğim sanatçılar, insan ve insan olmayanların, makinelerin, atıkların, hayvan hayatının ve ağaçların alttan alta yeni formlar ürettiği bu araziyi keşfediyor. Bir nevi antropolog gibi çalışıyorlar. Fikirlerin ve insanların yüzyıllar boyunca başkalaşıma uğradığı, çevrenin önemli bir mesele haline geldiği İstanbul, bu kapitalosen operası için kusursuz bir sahneydi,” şeklinde sonlandırdı.

Yedinci Kıta
Küratör Nicolas Bourriaud "Yedinci Kıta" temasını “16. İstanbul Bienali’ne hâkim olan ve ona adını veren Yedinci Kıta imgesi, Antroposen çağının küresel ısınmayla birlikte en gözle görünür sonuçlarından biri olan, Pasifik Okyanusu’nun ortasındaki devasa atık yığınına referans veriyor. Popüler bilimde “Yedinci Kıta” olarak anılan bu kütle, 3,4 milyon kilometrekare genişliğinde, 7 milyon ton ağırlığındaki bir plastik yığınından meydana geliyor.Bu kıta, bilimin ve siyasi eylemin sınırları içinde bulunan bir alandan kaynaklanıyor. Bu imge hepimiz için artık fazlasıyla tanıdık: Sanayi atıklarından görünmez olan okyanusların, plastik torbaların ve kulak temizleme çubuklarının arasında yüzen balıkların ve diğer deniz canlılarının imgesi.

Ama 16. İstanbul Bienali, bu kıta düşüncesini ciddiye almak ve bu kaypak alanı insanların ve insan haricindeki varlıkların mecburen bir arada var olduğu, henüz keşfedilmemiş bir arazi olarak değerlendirmek niyetinde. Bir zamanlar Avrupalı yerleşimcilerin göklere çıkardığı “yeni dünya”nın olumsuz arka yüzü bu. Zor kullanılarak istila ve işgal edilecek bir kıta değil, tam tersine, neredeyse bizim ruhumuz duymadan, bizim yaşam ve üretim biçimlerimizden doğmuş, bizim eserimiz olarak kurulmuş bir millet. Toplumlarımızın aynadaki sureti olan yedinci kıta, yaşamak istemediğimiz, reddedip attığımız şeylerden oluşmuş bir ülke." şeklinde anlatırken, izleyicilere eserlerden şöyle bahsetti;

"Yedinci kıtayı kavrayabilmemiz için bizlere sanatçıların antenleri, onların tercümanlığı, onların antropolog damarı lazım. İsterim ki bu sergiyi gezmeye gelenler, her ne kadar sunulan şeyler aşina gelse de, her sanatçıyı uzaklardaki bir toplumdan haber getiren biri gibi görsün. Sergiyi ziyaret edecekler olarak sizler de bu sergideki sanatçıların oluşturduğu kabilelere, sizi içinde gezdirecekleri topluluklara, yansıttıkları veya uydurdukları kavramlara ve nesnelere kendinizi bırakıp katılsanız yeter. İşte o zaman siz de bu yeni dünyanın antropologları olup çıkacaksınız.” .

Google+ WhatsApp