BİNİCİLİK DÜNYASINDAN BİR HİKÂYE: FERAYE
Uzun yıllar binicilik sporuyla ilgilenen Elif Tan, yakından tanıdığı bu dünyanın atmosferini ilk romanı Feraye’ye taşıdı. İkinci Adam Yayınları etiketiyle yayımlanan roman; aşk, kayıp, bağımlılık ve insanın kendi benliğini yeniden kurma çabasını genç bir kadının hikâyesi üzerinden anlatıyor.
Elif Tan, ilk romanı Feraye ile edebiyat dünyasına adım attı. Türkiye’de romanlarda çok sık karşılaşılmayan binicilik dünyasını hikâyesinin merkezine taşıyan Tan, aşkın insan üzerindeki dönüştürücü etkisini, kayıpları ve kişinin kendi benliğini yeniden kurma çabasını anlatıyor.
Romanın merkezinde, geleceği için kurduğu hayaller ile sevdiği adam arasında kalan Feraye yer alıyor. Aşkı uğruna verdiği ödünler zamanla genç kadını kendi isteklerinden ve kimliğinden uzaklaştırırken, yaşadığı ihanetler, hayal kırıklıkları ve kayıplar hayatında önemli bir kırılmaya yol açıyor.
Sevdiği adamın ardından aslında kendisini de kaybettiğini fark eden Feraye’nin geçmişinden uzaklaşmak için çıktığı yolculuk, giderek kendi içine doğru yaptığı bir arayışa dönüşüyor. Yeni şehirler, yeni insanlar ve yeniden hayatına giren atlar, onun geçmişiyle yüzleşmesinin ve yaşamını yeniden kurmasının parçaları oluyor.
BİNİCİLİK DÜNYASI HIKÂYENIN ÖNEMLI BİR PARÇASI
Feraye’nin öne çıkan yönlerinden biri, binicilik dünyasını yalnızca bir fon olarak kullanmaması. Uzun yıllar binicilik sporuyla ilgilenen Elif Tan, kişisel deneyim ve gözlemlerinden yararlanarak binicilik kulüplerinin atmosferini, bu çevrede kurulan ilişkileri ve insanlarla atlar arasındaki bağı romanına taşıyor.
Atlar da Feraye’nin hikâyesinde önemli bir yere sahip. Karakterin atlarla yeniden kurduğu bağ, geçmişinden uzaklaşmasının yanı sıra kendisiyle yeniden ilişki kurmasının da simgelerinden birine dönüşüyor.
Roman bu yönüyle bir aşk hikâyesinin ötesine geçerek bağımlılık, yalnızlık, kaybetme, kendinden vazgeçme ve yeniden ayağa kalkma gibi temalara odaklanıyor. Feraye’nin yaşadığı dönüşüm üzerinden, bir ilişkinin içinde insanın kendi kimliğinden ne kadar uzaklaşabileceği ve kaybettiklerini yeniden nasıl inşa edebileceği sorularını gündeme getiriyor.
GÜNLÜKLERDEN İLK ROMANA
Elif Tan’ın yazıyla ilişkisi çocukluk yıllarında tuttuğu günlüklerle başladı. İlerleyen yıllarda çeşitli ulusal dergilerde muhabirlik ve yazarlık yapan Tan, şehir değişikliğinin ardından farklı bir alanda kariyerini sürdürse de yazmaya devam etti.
Tan’ın roman yazarlığına yönelmesinde yazar Nermin Bezmen ile gerçekleştirdiği uzun soluklu birebir eğitim süreci de etkili oldu. Tan’ın kendi ifadesiyle “kitap yazmaya cüret ettiği” bu dönem, Feraye’nin ortaya çıkışının da başlangıcı oldu.
Psikolojik dram türündeki Feraye, bir ilişkinin ardından yaşanan duygusal yıkımdan çok, o yıkımın içinden çıkmaya çalışan bir kadının değişimine odaklanıyor. Roman, aşk ve kayıp kadar insanın kendi gücünü yeniden keşfetmesini de hikâyesinin merkezine yerleştiriyor.
İkinci Adam Yayınları tarafından yayımlanan Feraye’nin ardından yeni romanı üzerinde çalışan Elif Tan, ikinci kitabının ardından Feraye’nin hikâyesine yeniden dönerek romanın devamını kaleme almayı planlıyor.

