JOHN LENNON'UN GÖLGESİNDEN SANATIN MERKEZİNE: YOKO ONO
Çağdaş sanatın en etkili isimlerinden Yoko Ono'nun 67 eserini bir araya getiren "Insound and Instructure", sanatçının düşünceyi merkeze alan üretimini Türkiye'deki en kapsamlı seçkiyle İstanbul'a taşıyor. Sergi, izleyiciyi Yoko Ono'yu popüler kültürün ötesinde yeniden keşfetmeye çağırıyor
Ümit Güçlü
Uzun yıllar boyunca geniş kitlelerin zihninde Beatles'ın efsane ismi John Lennon'un hayat arkadaşı olarak yer eden Yoko Ono, bugün 20. yüzyıl çağdaş sanatının en dönüştürücü figürlerinden biri olarak kabul ediliyor. Kavramsal sanatın sınırlarını zorlayan, performans, film, müzik ve katılımcı sanat pratikleriyle disiplinler arası bir dil kuran Ono'nun Türkiye'deki bugüne kadarki en kapsamlı sergisi "Insound and Instructure", Sakıp Sabancı Müzesi'nde sanatseverlerle buluştu.
Akbank'ın desteği ve İspanya'daki MUSAC Çağdaş Sanat Müzesi iş birliğiyle hazırlanan sergi, sanatçının 1950'li yılların sonunda New York avangard çevresinde başlayan üretiminden günümüze uzanan yetmiş yılı aşkın yaratım sürecini 67 eser üzerinden izleyiciyle buluşturuyor. Erken dönem kavramsal işlerden performanslara, filmlerden enstalasyonlara ve katılımcı yapıtlarına uzanan seçki, Yoko Ono'nun sanat tarihindeki çok katmanlı konumunu görünür kılıyor.
Serginin adı da sanatçının düşünsel evrenine işaret ediyor. Yoko Ono'nun 1964 yılında ortaya attığı "Insound" ve "Instructure" kavramları etrafında şekillenen sergi; hayal gücü, hafıza, barış, insan ilişkileri ve katılım üzerine kurulu bir deneyim öneriyor. Burada ziyaretçi yalnızca eserleri izleyen biri değil, onların anlamını tamamlayan aktif bir katılımcıya dönüşüyor.
Müzenin galerileriyle birlikte bahçesine de yayılan sergide Wish Tree, Imagine Map Piece, Mend Piece, White Chess Set, Cleaning Piece, Arising ve Skyladders gibi sanat tarihine damga vurmuş yapıtlar yer alıyor. Dileklerin ağaca bırakıldığı Wish Tree, kırılan nesnelerin birlikte onarıldığı Mend Piece ve kadınların şiddet deneyimlerini anonim biçimde görünür kılan Arising, Yoko Ono'nun sanatında katılımın yalnızca estetik değil, aynı zamanda toplumsal bir eylem olduğunu da ortaya koyuyor.
Sakıp Sabancı Müzesi Direktörü Ahu Antmen, serginin Yoko Ono'yu popüler kültürdeki kimliğinin ötesinde değerlendirmek için önemli bir fırsat sunduğunu belirtiyor. Antmen'e göre sergi, sanatçının kavramsal sanat, Fluxus hareketi, performans sanatı, feminist sanat ve katılımcı sanat alanlarına yaptığı öncü katkıları yeniden düşünmeye davet ediyor.
Serginin küratörlerinden Connor Monahan ise seçkinin kronolojik bir anlatı yerine ortak fikirler etrafında kurgulandığını vurguluyor. Böylece izleyici, Yoko Ono'nun farklı dönemlere ait üretimleri arasında düşünsel bağlar kurabiliyor ve sanatçının değişmeyen temel çağrısıyla karşılaşıyor: Eseri yalnızca izlemek değil, onun içine girmek ve onu birlikte tamamlamak.
Çocuk atölyeleri, performanslar, söyleşiler ve kamusal etkinliklerle zenginleşecek "Yoko Ono: Insound and Instructure", Türkçe ve İngilizce hazırlanan kapsamlı katalog eşliğinde 27 Aralık 2026 tarihine kadar Sakıp Sabancı Müzesi'nde ziyaret edilebilecek.
Yoko Ono'nun pratiği, yarım yüzyılı aşkın süredir sanat nesnesini bir deneyime, izleyiciyi ise üretimin asli öznesine dönüştürüyor. İstanbul'daki bu kapsamlı seçki de yalnızca bir retrospektif olmanın ötesine geçerek, çağdaş sanatın en etkili isimlerinden birini yeniden düşünmek için önemli bir fırsat sunuyor

