
ÇEŞME'DE SOFRALAR, FİLMLER VE HİKÂYELER BULUŞTU
Çeşme’de yaz henüz yeni başlıyor. Ege’nin rüzgârı, denizin sakinliği ve gün boyu eksilmeyen güneş... Bu yıl bu manzaraya bir de sinema ve gastronomi eklendi. Uluslararası Gastronomi Film Festivali, üç gün boyunca yalnızca filmleri değil, yemeklerin, kentlerin ve insanların hikâyelerini de aynı sofrada buluşturdu.
Festivalin merkezi olan Altın Yunus Otel, sabahın ilk saatlerinden gece geç vakitlere kadar hareketliydi. Bir salonda film gösterimi yapılırken diğerinde gastronomi turizmi konuşuluyor, koridorlarda yazarlar okurlarıyla buluşuyor, bahçede ise sinemacılar ve gastronomi profesyonelleri sohbet ediyordu. Türkiye turizminin en köklü otellerinden birinde gerçekleşen festival, Çeşme'nin kendine özgü atmosferiyle birleşince ortaya sıcak ve samimi bir buluşma çıktı.
Güven Kıraç, Erkan Can ve Ebru Köktürk Koralı'nın katıldığı "Kamera Kadrajındaki Lezzet Keşfi" söyleşisi ise festivalin en keyifli duraklarından biriydi. Oyuncuların setlerden aktardığı anılar, filmlerdeki yemek sahneleri kadar iştah açıcı ve renkliydi. Sinemanın mutfakla kurduğu ilişki, mizah ve samimiyet eşliğinde konuşuldu.

Festivalin dikkat çeken etkinliklerinden biri de, Levon Bağış ile Ercan Kesal'ın gerçekleştirdiği "Fermente Filmler" söyleşisiydi. Bağış, Kesal'ın oyunculuğunu yıllanmış bir şaraba benzeterek anlattı. Sinemanın, hayatın ve insan hikâyelerinin konuşulduğu buluşma, izleyicilerden yoğun ilgi gördü.
Festival boyunca yalnızca sinema ve gastronomi değil, edebiyat da kendine yer buldu. Gazeteci Hakan Çelik'in moderatörlüğünde okurlarıyla buluşan Oyuncu, Yönetmen,yazar Fadik Sevin Atasoy, "Fadik ve Kırmızı Bavul" kitabının çıkış noktasını çocukluğunda babası Faik Atasoy ile yaşadığı unutulmaz bir anıya dayandırdığını anlattı. Atasoy'un hayal gücünün insan hayatındaki dönüştürücü gücüne dair sözleri salonda uzun süre konuşuldu.
Bir diğer imza gününde Murat Aygen, "Sesten Az Önce" kitabını anlattı. İnsan hayatını şekillendiren kararların çoğu zaman söylenmeden hemen önceki o kısa anda verildiğini söyleyen Aygen, okurlarıyla edebiyat ve yaşam arasındaki bağı paylaşırken samimi bir sohbet gerçekleştirdi.
Yazar Irmak Zileli de festivalin dikkat çeken isimleri arasındaydı. "Şimdi Buradaydı" kitabı üzerine yaptığı konuşmada özellikle kadınların yaşam deneyimlerine ve mücadelelerine değinen Zileli, birçok dinleyici için ilham verici bir buluşmaya imza attı.

Salonlarda ise gün boyunca gastronomi ve kültür üzerine söyleşiler devam etti. Anadolu mutfağının köklerinden gastronomi diplomasisine, sürdürülebilirlikten kentlerin kendilerini dünyaya anlatma biçimlerine kadar birçok konu ele alındı. Akşam saatlerinde ise söz yeniden filmlere geçti. Gösterimlerin ardından yapılan söyleşiler, izleyicilere filmlerin perde arkasını yaratıcılarından dinleme fırsatı sundu.
Festival boyunca Çeşme de etkinliğin doğal bir parçası oldu. Katılımcılar yalnızca film izlemek ya da panel takip etmekle kalmadı; ilçenin sokaklarını, restoranlarını, yerel tatlarını ve Ege kültürünü de keşfetme fırsatı buldu. Deniz, kum ve güneşin eşlik ettiği festival, katılımcılara klasik bir festival deneyiminin ötesinde küçük bir yaz kaçamağı da sundu.
"Biz bu hikâyeyi birlikte büyütüyoruz."
Bu buluşmanın arkasında ise uzun bir hazırlık süreci vardı. Festivalin Kurucu Direktörü Gülper Ergün'ün öncülüğünde, Festival Koordinatörü Yeşim Kaya, Artistik Direktör Ferdinando Madaloni ve geniş festival ekibi aylar süren çalışmalarla sinema ile gastronomiyi aynı çatı altında buluşturdu. Çeşme Belediyesi'nin ev sahipliğiyle gerçekleşen organizasyon, farklı disiplinlerden insanları bir araya getiren özgün bir festival modeli ortaya koydu.
Ergün'ün festival boyunca sık sık vurguladığı gibi, amaç yalnızca film göstermek ya da yemek konuşmak değildi. 'Umarım festival sonunda yanınızda sadece izlediğiniz filmler ya da tattığınız yemekler kalmaz; belki yeni bir soru, belki yeni bir dostluk, belki de uzun zamandır unuttuğumuz bir duygunun yeniden hatırlanması kalır'

Gülper Ergün'ün bu cümlesi aslında festivalin özeti gibiydi. Üç gün boyunca aynı masanın etrafında buluşan sinemacılar, şefler, yazarlar ve izleyiciler, Çeşme'den ayrılırken yanlarında yalnızca filmleri ve lezzetleri değil, yeni hikâyeleri de götürdü.
Festivalin son akşamında ise gözler Uluslararası Klazomenai Kısa Film Yarışması ödüllerine çevrildi. Senaryo dalında "The Cold Delights of Warm İzmir", belgesel kategorisinde "Journey of Sail", kurmaca kısa film kategorisinde ise "Clac!" birincilik ödüllerinin sahibi oldu. Farklı ülkelerden gelen yönetmen ve senaristlerin aynı sahnede buluştuğu tören, festivalin uluslararası niteliğini de görünür kıldı.
Çeşme'den ayrılanların hafızasında kalan şey biraz daha farklıydı; aynı masada buluşan insanlar, kurulan yeni dostluklar, filmlerden taşan hikâyeler ve Ege kıyısında geçen üç güzel gün...

