SİNEMA VE LEZZET ÇEŞME'DE BULUŞTU

SİNEMA VE LEZZET ÇEŞME'DE BULUŞTU

Çeşme’de perdelerini açan Uluslararası Gastronomi Film Festivali, lezzet dünyası ile yedinci sanatı sıra dışı bir organizasyonla buluşturdu. Turizmden arkeolojiye, sürdürülebilirlikten edebiyata uzanan geniş panelleriyle sadece bir lezzet festivali olmadığını, kültür ve hayatı da gündeme taşıdı.

Beyazperde ile mutfak kültürünü bir araya getiren Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF), Çeşme’de sinemaseverler ve gastronomi tutkunlarına kapılarını açtı. Panelden imza günlerine, film gösterimlerinden özel söyleşilere kadar dopdolu bir program sunan festival,önemli isimleri ağırlayarak zengin bir kültürel şölene imza attı. 

Çeşme Belediyesi’nin ev sahipliğinde Altın Yunus Hotel’de hayat bulan festival, Çeşme Güneşlenme Terası’ndaki açık hava sineması gösterimleriyle keyifli bir başlangıç yaptı. Festivalin ikinci gününde; Uluslararası Klazomenai Kısa Film Yarışması gösterimleri, söyleşiler, Sine Sınıf ile Tasty Cinema etkinlikleri ve D&R imza günleri gibi geniş yelpazeli bir program katılımcılarla buluştu.

Küresel Algı, Turizm ve Sanat Üçgeni

Festivalin ikinci gün açılış paneli, "Gastronomi, Sanat ve Küresel Algı Mücadelesi" başlığıyla Ebru Erke’nin moderatörlüğünde yapıldı. Panelin öne çıkan başlıkları şunlardı:

  • Don Kişotlar İş Başında: Sözen Group CEO’su Gökmen Sözen, Türk mutfağının hak ettiği küresel konuma ulaşması için son 10 yılda adeta "Don Kişot" gibi çalışan isimlerin dünyayı gezdiğini ancak nitelikli restoran işletmeciliğinde vites artırmamız ve ortak bir akılla hareket etmemiz gerektiğini belirtti.

  • Ekonomik Güç ve Hikaye Avcılığı: Next Phase Consultancy Kurucusu Pınar Kartal Timer, küresel gastronomi turizminin 16 milyar dolarlık devasa bir bütçeye ulaştığını ve 2033'te bu rakamın 76 milyar dolara çıkacağını öngördüklerini söyledi. Türkiye'nin turizm gelirinin %20'sinin yeme-içmeden geldiğini hatırlatan Timer, insanların artık lezzetin arkasındaki hikayelerin peşinde koştuğunu vurguladı.

  • İnsan ve Duyular: Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı ise gastronominin gücünü tam olarak kültürden, insandan ve duyulardan aldığını ifade ederek sanatla olan derin paralelliğine dikkat çekti.

 


Sinemada Yemek, Kültür ve Toplumsal Bağlar

"Sevgilim Sinema, Sevgilim Yemek" söyleşisinde Zeynep Altıok ve Prof. Dr. Oğuz Makal bir araya geldi. Makal, Türk ve dünya sinemasından yaklaşık 80 filmi incelediği ve festivalin ilk günü raflarla buluşan yeni kitabının detaylarını paylaştı.

"Kurguda Yemek" etkinliğinde ise Merin Sever ve Ezgi Özcan, sofranın birleştirici gücünü ele aldı. Sever, yemeğin sinemada sadece bir görsel değil, bağ kurma ve birlik duygusunu pekiştiren güçlü bir sembol olduğunu ifade etti.

Diplomasiden Arkeolojiye Uzanan Söyleşiler

"Gastronomi Diplomasisi" oturumunda Osman Serdaroğlu gastronominin evrensel bir konuşma dili ve hayal yansıtma aracı olduğunu söylerken, Celal Uysal bu tarz büyük etkinliklerin karbon salımını hesaplayarak sürdürülebilirlik çalışmalarına odaklandıklarını aktardı.

Pelin Batu moderatörlüğündeki "Anadolu Mutfağında Kültürel Mirasın İzleri" panelinde arkeolog Ahmet Uhri, günümüz yemeklerinin köklerinin antik dönemlere dayandığını belirtirken; tasarımcı Simay Bülbül, Anadolu'nun bitmek bilmeyecek bir kültürel miras hazinesi olduğunu dile getirdi. Ege mutfağının bugününün konuşulduğu etkinlikte ise Serkan Anavatan, yerel üreticiyi destekleyerek Urla’dan tedarik ettikleri kaliteli ürünlerle hizmet vermeyi amaçladıklarını söyledi.

İnsan, Ateş ve Rüyalar: Sine Sınıf

Prof. Dr. Serdar Öztürk, yönetmen Ümit Ünal ve sinemacı Marlow Murat Karaütük’ün katıldığı "Filmlerle Bu Dünyayı Nasıl Yaşamalıyız? Sinema, Sofra ve Zihinsel Ekoloji" oturumu yoğun ilgi gördü. "İnsanın kültüre geçişindeki en büyük kırılma noktası ateşi keşfetmesi ve yemek pişirmesidir." - Prof. Dr. Serdar Öztürk

Yönetmen Ümit Ünal, hayvanlar için sadece beslenmek olan yemeğin insan için aile, gelenek ve hafıza gibi derin anlamlar taşıdığını ve "Sofra Sırları" filminin de bu fikirle filizlendiğini söyledi. Karaütük ise sinemanın insan rüyalarını besleyen en büyük kaynak olduğunu belirtti. Festivalde ayrıca Kolombiya yapımı "Bizim Hikayemiz: Kolombiya" belgeselinin Türkiye prömiyeri de gerçekleştirildi.

Edebiyat ve Sanat Dünyasından İmza Günleri

D&R söyleşilerinde Hakan Çelik’in konuğu olan Fadik Sevin Atasoy, kitabını çocukluk yıllarında babasından öğrendiği "en büyük mücevherin insanın hayal gücü olduğu" öğretisiyle babasına adadığını paylaştı. Oyuncu Murat Aygen ise kelimelerin büyüsüne değindiği ve "Sesten Az Önce" adını verdiği kitabının çıkış hikayesini festival takipçileriyle paylaştı.

 

 

 


Google+ WhatsApp